19 Mayıs 2013 Pazar

İlk Yazı

Aslında blog olayına hiç sıcak bakmıyorum. Hala da bakmıyorum, ama anlamak istiyorum. Bilgilendirenlere eyvallah. İçini rahatlatmak için yazanlara da eyvallah. Ama samimi olmayanlara kılım. Samimiyet nedir? Tek dişi kalmış canavar değildir elbet, o medeniyetti. Samimiyet şu anda yazdıklarımın, birinin okuyacak olmasıyla değişmemesidir. Yatağım dağınık, kedim yok, maalesef sevimli çoraplar giyen bir kadın değilim. Buzdolabından su içiyorum, sıcak çikolatam bitmiş.

Aslında uzun zaman önce yazmak istiyordum ama ne yazık ki yaftalanmaktan korktum. Mainstream olmaktan korktum. Aslında Hipster olmaktan da korkuyorum ancak bazen insan "nerede çokluk orada bokluk" demekten kendisini alamıyor. Buralar biraz sakinleşmiştir diye düşündüm ve geldim, ünlü olanlar oldu sanırım. Herkes yerini aldıysa başlıyoruz.

Samimiyet herkesin kendine yakışanı giymesidir. Burdan Emrah Ablak'a selam olsun. Samimiyet, actually, benim ortaya koymaya heveslendiğim bir dindir. Herkesi samimi olmaya davet edecek.

Babam geldi içeri, sokakta şoparlar çok ses yapıyormuş. Polisi aradı yanımda siktirip gidip evlerinde takılsınlar diye. Dikkatim dağıldı sevgili blog/günlük her ne haltsan.

Ne diyordum, samimiyet. Açıkçası bunun kurallarını yazmaya üşendim hep. Burada da yazacağımdan şüpheliyim.

Ne kadar doğru bilmiyorum ama şöyle bir gözlemde bulunabilirim. Amerikan halkını samimiyetten uzak bir halk olarak alabiliriz. Personal space, dedikleri aptal ahlak kurallarını meşrulaştıran bir kavramları var ki akıllara zarar. Bunlar gereksiz kibarlıklara, anlamsız öfke seremonilerine, aslında kimsenin siklemediği entellektüel ritüellere yol açıyor. Bu adamlar bizim daha yeni yeni adım attığımız "absürd mizah" ile çıkış yolunu buluyorlar.

-Bir arabaya 4 fil'i nasıl sığdırırsın?
-İki öne iki arkaya koyarak.

Bu tarz skimsonik esprileri teee 1960'larda yapmaya başlıyorlar. Niçin? Çünkü ucu herhangi birine değecek espriler yapmaktan kaçınıyorlar. Bizim niyetimiz o değil ama teknolojinin verdiği farkındalık yüzünden absürd mizah'ı çıkış noktası olarak görmeye başladık. Buna vermeyi en sevdiğim örnek şu: Twitter'da "Kar yağıyor" diyenlerin üstüne "Yine 'kar yağıyor' diyenler çıkacak" diyenler. Yetmezmiş gibi bunun üstüne "kar yağıyor diyenlere laf edenler çıkacak" diyen türevleri peydah olmaya başladı. İnternet gibi neredeyse herkesin eriştiği bir kaynaktan toplumu izleme fırsatı elde eden herkes kendince bir tespit yapıyor. Yani tespit mizahı öldü/ölüyor. En azından çoğunluk için. Tespit ederek gülünmediğini farkeden insanlar abuk subuk şeylere gülmeye başlayacak. 100 sene öncesinin bir beyefendisi gelirse zamandan kopup "nelere gülüyorsunuz lan" diyecektir, emin ol. Şimdi çıkan 6 saniyelik video furyası da insanları olabildiğince absürd şeyler yapmaya itiyor.

Ben kendi kafamı sikeyim. Bundan 3-4 yıl önce aklıma gelmişti "Abi 10 saniyelik videolar çekeceğiz, ve absürdlüğün dibine vuracağız. Bu dediğimi yaz bir yere, çok tutacak" demiştim. Kimse bir yere yazmadığı için girişmedik. Çok üşengeçtik, kameramız yoktu ve dağbaşında bir üniversitede okuyorduk. Ne kadar girişken olabilirdik ki?

Velhasıl kelam düşünmek bana göre değil hacı. Ben makarama bakarım