15 Temmuz 2013 Pazartesi

1.5 ayda neler olmuyor?

Acayip rahatladım ha yazınca. Yaratıcı bir şey yapmamaktan dem vuruyorum sürekli. Haksız değilim, son 1-2 aydır tüketiciliğin dibine vurdum. Yeme içme tüketimini bir kenara bırak, beyin olarak da sürekli tüketiyorum. Sosyal ağ takip etmek yalnızlığınızı elinizden alan bir şey. Ama iyi anlamda demiyorum yanlış anlamayın. Sürekli "bakayım sanal hayatımda değişen bir şey var mı?" diye ağınızı kontrol etmek şuna benziyor: Bugüne kadar tanıştığın bütün insanlarla toplanmışsın, sürekli bir şeyler söylüyorlar, birilerini dinlemeye çalışıyorsun, dinlemek için gayret ediyorsun, bir noktadan sonra dinliyormuş gibi yapıyorsun uygun yerlerde onaylıyorsun "Aynen abi doğru diyorsun" falan demeye başlıyorsun. Böyle yapınca, sen bir şeyler anlatmaya çalıştığında insanların seni siklemeyerek dinlediğinin az çok farkındasın. O yüzden bir şey söylemeyip sadece dinlemeye başlıyorsun. N'oldu? Tüketici oldun, afferin. Gezide biraz iyiydi, hepimiz birbirimizi dinliyorduk ama aynı uyuşturucu etkisini geri kazanmaya başladı sosyal ağlar.

...

Sen üç noktayı nasıl okuyorsun? İçinden "mır mır mır hepimiz hım hım sosyal ağlaaar üç nokta" şeklinde belirtiyor musun? Ben mesela derin bir nefes alıyorum üç noktada. Senin haberin yok ama yukarıdaki üç noktada ben yemek yedim, sıçtım, belki biraz kestirdim. Toplum mühendisliği öbeğine takıldım mesela şu anda. Demokrasiden daha düzgün bir yönetim şekli bilmiyoruz diyor insanlar. Bence kassak yaparız ya.

...

  İyi Polis                                                     Kötü Polis                                                      Cem Karaca












BirGün gazetesine "yakala oğlum" manşetinden dolayı dava açılmış. Bu benim aklıma şunu getirdi: Köpekler yönetimi ele geçirirse nasıl olur? Bence on bin senedir onları evcil hayvan olarak kullanmamıza çok barışçıl yaklaşacaklar başta. "Bizi her boka koşturdunuz, şimdi sıra sizde demeyeceğiz, köpek kardeşlerimize de insan kardeşlerimize de kucağımızı açacağız. Biz mağdurluğun ne demek olduğunu çok iyi biliriz" diye barışçılımtrak konuşacaklar. İlk birkaç sene iyi anlaşacağız ama ufak ufak devletin organlarına çökmeye başlayacaklar. Sağda solda götümüzü koklayan köpeklere dava açtığımızda "Canım n'olmuş kokladıysa, seni tanımak istiyor" diyecekler, sineye çekeceğiz. Sonra ufak ufak ısırmalar gelecek "Köpek kardeşimize en doğal hakkı olan gece 4te havlamayı çok gördüler. Bırakın onlar yerden taş alma hareketi yapsınlar, biz metanetimizi koruyalım köpek kardeşlerim" şeklinde ötekileştirmeler falan başlayacak. Her yere kocaman köpek kulübeleri yaptıracaklar. Yeşil alanları bir bir işeyip sıçarak kendilerine işaretleyecekler, biz girmeye çalıştığımızda saldıracaklar "Bizim mağdur köpeğimiz kendisi için ufacık bir yeşil alanı işaretlemiş. Oraya gireni ısırmak onun vatani görevidir. Kusura bakmayın kardeşlerim ama bu saatten sonra göt koklamak kesmez" Sonra biz ufak ufak isyan edicez, ondan sonra "onbin senedir bize yaptıklarını unutmayın kardeşlerim. Biz onları çok iyi biliriz, çok iyi biliriz, iyi biliriiiiz" falan diyecekler. Japonya'ya dava açmak isteyecekler "Orada köpek kardeşlerimizi yiyorlar. Bu yamyamlıktan başka bir şey değil. Bu bir soykırım" diye Dünya'nın geri kalanıyla bizi papaz edecekler. "Yav bir durun celallenmeyin" dediğimizde bizi köpek düşmanı ilan edecekler. Arkadaşın köpeği Lukas'la münakaşaya giricem "Ben de yeri geldiğinde göt kokluyorum, ama sizin yaptığınız düpedüz hayvanlık" diyeceğim. Lukas küsecek falan. Ölme eşşeğim ölme, en iyisi evcil hayvan olarak kalsınlar.
%80'lere vurmuş lan, taşşağa gel

Bunu da "Bize köpek diyorlar" şeklinde hakaret algılayanın yüzüne osurayım. Siz ciddi oldukça üzerinizden geçebilecek taşşak potansiyeli katlanarak artıyor (Taşşak Geçilme Potansiyeli Katsayısı = 
). İnsanoğlu yavşak yavşak espriler yapmaya devam ettikçe dünyanın bir yerlerinde hep bir taşşak geçilecek. Siz, siz olun bu taşşaklara ciddi cevaplar vererek köprü olmayın.