24 Temmuz 2013 Çarşamba

Kelimelerle Düşünmenin Sakıncaları

Ben hep birilerinin zaten halihazırda düşündüğü şeylerden bahsediyor gibi hissediyorum kendimi, ki muhtemelen öyle. Sağda solda yazılmış çizilmiş şeylerden. Peki ben neden hala yaratıcılığımı konuşturma ihtiyacına gidiyorum? Olm belli mi olur lan belki gerçekten bir şeyleri tarihte ilk defa ben dile getireceğim

Şu an kafam taşşak gibi ve uyumak istiyorum, ama uyumuyorum çünkü söylemem gereken bir iki şey var. Öncelikle birinin veya bir kesimin ağzından yazılan yazılardan gına geldi mınasiçiki. Tamam eleştirmeyin demiyorum ama eleştiriyi o kişinin ağzından yazmak farklı bir şey söylüyormuşsun gibi görünse de aslında daha zeki bir papağan olduğunu gösteriyor. Başbakan'ı eleştirecek "Sabah uyandığımda halkı kutuplaştırasım geliyor çünkü ben böyle bir kişiyim" diye RTE ağzından yazıyor. "Halkı kutuplaştırmaya çalışıyor" yazsa sıkıcı di mi? Yani bilmiyorum, hoşuna gidiyorsa yap tabii yine. O kadar da rahatsız değilim lan aslında. Sadece sıkıldım.
"Valla ne desem bilemedim ki, bir dış işlerine sor istersen"

Çocukluğumdan beri farklı olan şeylere yöneldim istemsiz olarak. Gerçekten gözümde çabuk eskitiyorum birçok şeyi. Sana şöyle söyleyeyim harlem shake, gangnam style, planking, kemik gözlük, dar pantalon vb. akımlara hiç katılmadım, katılamadım. Milletin eğlenmesini kıskandım. Dans etmeye hevesim ve yeteneğim olduğunu itiraf etmeliyim ama gangnam style beceremiyorum. İçten içe öğrenmek istemiyorum çünkü. Hatta gangnam style akımını ben başlatmış olsaydım bile sıkılırdım. Sevmiyorum lan herkesin yaptığı şeyi yapmayı. Gerçi harlem shake'i başlatsam sevinirdim. Onda belli bir kural bütünlüğü yok anladığım kadarıyla. Ya da var mı lan?

Bir ara her yerde mahalle baskısı olursa nasıl olur diye korktum. Mesela Antalya'daki çılgın eğlence yerlerine falan neden mahalle baskısı yok. Bence "çünkü bunlar turist ve gavurlar ve ülkemize para kazandırıyorlar" diye düşünüp son anda dövmekten vazgeçebilirler. Ama her yer Türkiye olsa "Bunlar turist değil çünkü her yer Türkiye olduydu en son. Dur bakıyım ne zamandır burun kırmıyorum" diyebilirler. Bunu deyince aklıma geldi. Geçen benim buruna yumruk yedim adamın birinden. İşte bunlar hep alkol.

Başlığı attım ama konuya giremedim iyi mi? Özet geçeceğim. Ama önce bir hatırlatma, dinimiz samimiyet ve bunu yaymaya çalışıyoruz. Herkes samimi olursa bence ortada problem falan kalmaz. Geçen aylarda şöyle bir mevzu yaşandı. Gezide ağaçlar kesilmesin diye biz kitap okuma eylemi yaparken polis çok feci biber gazı sıkarak bizim sabrımızı taşırdı. Yurt genelinde olaylara sevk etti... Şaka lan şaka.

- Dominosu niye çağırdın?
- Kurye için ya, sana da pizza söyledim
Çok sevdiğim iki insan ve ben, yani üç kişi güldüren havası oynuyoruz. İki kişi oynarken oturan kişiye ben dedim ki "Biz oynuyoruz, düşünme bayrağını sana teslim ediyoruz." Ben şunu demek istemiştim "Bizim düşünmeye mecalimiz yok, bizi ancak sen kurtarırsın." Gayet açıktı bence bu anlam. Ama öteki arkadaşım şunu anladı "Bizim yerimize düşünmek zorundasın. Şimdiye kadar biz düşündük sıra sende. Bu görevi sana veriyoruz" şeklinde anladı. Ulan aynı cümleden biri teslimiyet anlamı çıkarırken öteki görevlendirme/aşağılama anlamı çıkardı. Ben görevlendirme maksadıyla laf söyleyecek adam değilim. Ben soğanı cücüğüyle yiyen bir adamım. Bunu bilmelerine rağmen ikinci anlamı göz ardı edemediler. O yüzden samimiyet önemli. Ancak o zaman kelimelerle düşünmemenin keyfini çıkarabiliriz. He doğrusunu öğrenin tabii. 1984 kitabında dilde sadeleşmeye giderek insanları gerizekalılaştırıyorlardı hatırlarsanız. Hepsi maymuna dönmüştü amk (Atayizler?). Samimi olacağız diye aptal olmayalım tabii. Herkes kelimelerin doğrusunu bilirse samimi olmaya daha çok yaklaşırız.

...

Annemle sahur yaptım sevgili okuyucacıksınlar. Uzun zamandan sonra iyi geldi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder