6 Eylül 2013 Cuma

Bir Kalıp Peynire Çatalla Dalma Özgürlüğüdür Yalnızlık

Ve her uzun süre yalnız kaldığımda da yaptığım bir güzellik. Büyük rahatlık bir kere, kasmana lüzum yok çünkü o peyniri sırf sen yiyorsun. Sevgilime bir kez sormuştum "çok yapmak istediğin ama bir türlü yapamadığın bir şey var mı" diye, böyle daha hayali bir şey bekliyorum, "hep x yapmak istedim ama otur dersine çalış dediler" veya "felancayla (aşırı ünlü süper güzel biri) sevişmek" gibi bir şey;  adam "ya yaş pastayı çatalla orasından burasından yemeyi çok istiyorum ama yapamadım" dedi ciddi ciddi. Dedim herhalde fazla baydım, yalnız kalası var gibi bir şey anladım alt metin olarak. Aramıyorum adamı bayağıdır.

Yalnızlık benim hayatta en sevdiğim şeylerden biri bu arada. Laf olsun diye demedim öyle, vallahi. Babaanneyle büyüyen ve babaannesi oynadığı oyunlardan sıkılan bir çocuk olduğumdan ötürü, odama kapanıp yalnız oyun oynadım her daim. Kadın da hiç dokunmuyordu bana, çizgi film başlayınca haber veriyordu. Ulan hadi ben hakikaten ciddi ciddi oyun oynuyordum da, bıçakla oynayabilirdim, babamdan sigara aşırıp içmeyi deneyebilirdim, pencereden atlayabilirdim, insan hiç mi bakmaz ya 4 yaşında bir insana nasıl bu kadar güvenebilirsin. Bir kere öğlen okuldan gelip banyoya girip 6 buçuk saat banyo yapmışlığım var, içeride oyuncaklarla takılıyordum.Hiç bakmadı kadın valla "ölmüş olabilir"dim hayret bir şey.



                                          
Hayatımın ergenlikten sonraki kısmında arkadaş çevresi olsun aile olsun sevgililik müessesesi olsun sağolsun çocuklar hep bir kalabalık yaptılar bir rahat vermediler amk. Muhabbet olsun o da güzel, ama ben daralıyorum çok insan içinde oldum mu. Şimdi master muhabbetine 7-8 ay kendi kendime kaldım OH BE dedim. İç sesim varmış unutmuşum, istediğim saatte yattım kalktım, hoşlanmadığım tiplere zoraki kibarlık yapmadım, nasılsa görmeyeceğim lan bunları dedim anlattıkları  zırvaları dinlememekte hiçbir beis görmedim filan. Parklarda sızana kadar sarhoş oluyorum kız halimle filan. Kız halimle demem bizde benzeri bir durumda banko tecavüze uğrayacağın gerçeği, Evropa öyle değil azizim. Annemler arıyor açmıyorum saatlerce çekmemiştir telefon diyorum. O peynir çatalla yeniyor ertesi gün yine kahvaltıda. Sahillerde sabahlamalar bilmemneler, kim sorarsa stajdayım. Şimdi işsizim. Eve dönünce yine toplu hayata alışmak gerekti, arkadaşlık, sevgililik filan bir yandan. Telefona bakmayınca öldüm sanıyorlar 25 kere daha arıyorlar. Balkonda sigara içmek için büyük prodüksiyona girmem gerekiyor, geceleri 12'de bilemedin 1'de mesaj geliyor hop diye, eve gelmiyor muymuşum. 

O değil de 23 yaşındayım, çocuğum olsa olabilir, ebeveynlerime sigara içtiğimi söyleyemiyorum. Biliyorum gençler siz de söylemiyorsunuz. İşte bunlar hep Türk aile yapısının bozulmaması için. Türk aile yapısının gidişatı ve İstanbul'un silüeti hepimizin içinde dert.

Sevgiler