12 Kasım 2013 Salı

Sağa sola gerekli talimatları vermek

Evet, başbakan.

Geçen Uykusuz dergisinin Kaç Yıl Oldu? adlı, Fırat Budacı tarafından hazırlanan, köşesinde hatırlatılan şu hadiseye zamanında hakkıyla gülememişim. Çok hoşuma gitti ya. Bu kadar bilmemek olur sevgili okur. Adam herhangi bir şeyi kiralamanın ingilizce karşılığını rentacar zannediyor. Bunu lütfen "Başbakanın her yaptığı da gözünüze batıyor. Dalga geçmek için yer arıyorsunuz. Başbakanımızı yedirtmeyiz" mantığıyla algılamayın. Biliyorum, adam cevap vermek zorunda hissediyor kendini. Ama bu hadise benim başıma gelse mutlaka anlatırdım. Dayının biri de sorsa bunu, komik lan. Kaldı ki başbakansın diye her boktan anlamana gerek yok. "Olm tamam, bir başbakan olarak görev tanımımda tesisleri gezmek, AVM açılışına katılmak, bir yerlere çağırılmak ve konuşma yapmak var. Ama kafam almıyor belli bir saatten sonra çocuklar. Siz bana dravdan
gösterin, ben he deyip geçerim." gibi mi? Kiralamak de be adam, Türkçen mi eskiyecek.

Buradan bir insanın bilgisizliğiyle dalga geçmenin ne kadar yanlış olduğuna geçelim. Önce size üşengeçliğimin düşünce yapıma etkisinden bahsedeyim; ben bir şeyin bir şeye benzerliğini yakaladıktan sonra öteki benzerliklerini düşünmeye üşeniyorum. Bir tespit mizahı olarak listeleme yapmaya üşeniyorum, konsept mizahı istemiyorum açıkçası. Konu gözümde daha ben yazarken eskiyor, o yüzden atladığım hususlar olabilir, bunu kafanıza takmayın. Neyse

Bazen önce Stephen Hawking gibi taşaklı bir şey olayım,
nasıl olsa sahnede o kadar fiziğin, matematiğin arasında
ne söylesem gülerler diye düşünüyorum. "Nasıl olsa
güldürme maksatlı çıkmıyorum, size ilim irfan öğretmek
için çıkıyorum oraya" mantığıyla izleniyor çünkü.
Profesör olduktan sonra espri yapmak daha kolay gibi.
Bir insanın bilgisizliğiyle dalga geçmek. Benim farkettiğim bir kaç mizah anlayışı var insanlarda (Şaka maka komedyen olucam diye işin teorisine çok girdim ya. Sikicem, kafam bunaldı resmen. Sonra niye kendimi eğlendiremiyorum). Bunlardan birisi şaşırma üzerine kurulan mizansen (altını çizerek söyleyebiliyorum, ne güzel) şeklinde tanımlanabilir. "Abi geçen gün bir adam gördüm, otobüsün ortasına lönk diye sıçtı" diyerek insanların yüzüne şaşkın ifadeyle bakma. Sadece olayı anlatarak, senden, onunla aynı şekilde eğlenmeni bekleme şeklinde örneklendirilebilir. Şimdi, dedim ya üşeniyorum, aslında diğer günlük komediler buna çok yakın. Şaşırmadan ziyade diğer duygular kullanılabiliyor tabii, gerginlik, sinirlenme, aşağılama (a.k.a bilgisizliğiyle dalga geçme). Sadece bazıları araya serpiştirdikleri espriler ve güzel anlatım teknikleriyle seni onun komik olduğuna ikna ediyor (bkz: Cem Yılmaz). Bilgisizlikle dalga geçmek yanlıştır demiştim, ama ne yapıcaz lan? Her bilmeyene öğretecek miyiz? O zaman sıkıcı iyiler gibi oluruz. Gerçi aslen onun bilmemesiyle değil, biliyormuş gibi davranmasıyla dalga geçiyoruz. İyi kıvırdım hea.

Son olarak, Türkçede ama ile cümleye başlayabilmek çok güzel bir şey. İngilizce y.rrak gibi bu konuda, afedersiniz. İlla bir cümlede herşeyi açıklayıp net olacaksın. Ulan belki işin bir felsefesi var, ve ben bunu bir sonraki cümlede uzun uzun açıklamak istiyorum.

Amma velakin öyle değildir. Herkesin hakkı bidir.