15 Aralık 2013 Pazar

Bir Bira

Geçen gün bara gittim. Eve doğru sakince gidiyordum oysa ki. Bir anda “dur lan bira içeyim” gibi bir düşünce oluştu kafamda. Genelde düşüncelerin nereden geldiğini takip edebiliyorum. Ama bu o kadar ani geldi ki, çok mantıklı geldi. O kadar ani geldi yani. Neyse gittim bara aniden ben de. Çünkü mantıklı olan oydu o anda. Ani gitmek. Çok ani geldi düşünce, çok özgüvenli geldi. Ben de kendimden emin davranmak zorundaydım. İçimde bir ses “Niye lan?” derse diğer kararlı ses “Neden olmasın?” der diye çok korktum. Çünkü gerçekten neden olmasın? Yani olmayabilir tabii, ama o kadar ani olmayabilemaz (amaçlarım doğrultusunda fiil ürettim resmen).

Gittim bara. Güzel, sıcak bir ortama benziyor dedim (karı kaynıyor demiş de  olabilirim). Bara doğru gittim. Zaten bara gitmiştim, ama bir kere gitmek kesmedi muhtemelen. Barda da olsam tekrar bara doğru gitmek istedim. O kadar ani çünkü. Neyse. Ama gerçekten bara gitmek böyle bir şey benim için. Bara gidenin yeri barmenin dizinin dibidir.

Oturdum barmenin karşısına. Gülümseştik falan. Dedim “Ne zamandır bu barda çalışıyorsun?” Niyetim güvenini kazanmak ve kendisinden ortamın renkliliği hakkında fikir almak. “Evet ne istemiştiniz?” diye sordu. Benim niyetim “Abi karı kız durumu nasıl bu akşam?” samimiyetine gelmek adamla. Ama muhtemelen beni duymadı. İşaret diliyle bira içmek istediğimi gösterdim, ama barda olmasak su içmek şeklinde anlaşılabilecek karaktersiz bir hareket yaptım.

"Benim ne işim var lan bu yazıda?"
Barmeni hemen kafeslemem gerekiyordu. “İsmin nedir?” diye sordum. Bana baktı ve gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. Bir süre öyle bakıştık. Ters giden bir şeyler vardı. Çok boş bakıyordu. Karşımdakini dinlemeyip dinlermiş gibi yapmışlığım çok var. O boş bakış. Bu barmen dinlermiş gibi yapmayı da mı beceremiyordu acaba? En gerekli sosyal yeteneklerden birisi oysaki. Ama yine duymamış olabilir. Esprili bir yaklaşım uygun olur diye düşündüm. “Barmenler komedyen terk şeklinde takılır!” genellemesi işime yarayacaktı bugün. “Abi sen de karate filmi izledikten sonra kardeşini dövüyor muydun? Heh heh, ne günlerdi bea? Di mi?” diye sordum. Yine duymadı. Ya da yine sallamadı. Ya da “Hayır” dedi ve ben duymadım. Bu şüphe beni öldürebilir. Sallamıyorsa ona göre taktik belirlemem lazım. Ama elimde hiç veri yok barmenle alakalı. Keşke facebook gibi “Duydu 21:06” şeklinde bir şey belirse göğsünde falan.

Biramı yudumlamaya başladım. Bir süre ortamı kokladım. Neler konuşuluyor, yaş ortalaması kaç, duvarlarda neler asılı vs. Sonra bir kadınla göz göze geldim. “Evet,” dedim “ben bakılası bir insanım. Bana bakmamak elinde bile değil farkındayım. Sen de fena bir şeye benzemiyorsun. Hoş bir kadın olma ihtimalini değerlendireceğim” bakışımı takındım. Ama ters giden bir şeyler vardı. Kadın yanındakiyle fısıldaşarak gülüşüyordu. Yanındaki de bana bakıyordu ve o da fısıldaşarak gülüşüyordu. Keşke benim yanımda da biri olsaydı da fısıldaşarak gülme misillemesi yapabilseydik. O zaman görürlerdi kim daha iyi fısıldaşarak gülüşüyor. Gittim yanlarına. “Neler oluyor kuzum?” diye sordum. “Barmen sağır, sen hala anlamadın mı?” diye sordu. Ve bu sefer sesli güldüler.

Konuştuğu insanın sağır olduğunu bilmeyen insan oldum resmen. Durup dururken klişeleşmiştim. Utanarak çıktım oradan.