8 Aralık 2013 Pazar

Çayla Bizi

Bu genç bir adamla yaşlı bir adamın hikayesi.

Gencin hayatı bahar gibi gerçekten. 21 yaşında. Hem birçok şey öğrenmiş, hem de birçok şey öğrenmek istiyor. Yaşlı adam ise yaşını sorunca söylemiyor. Bazı şeyleri çözdüğünü sanıyor, bazı şeyleri gerçekten çözmüş. Bu ikisi gizli bir anlaşma imzalamış gibi hep aynı çaycıda karşılaşırlar. Bazen biri geç kalır, bazen diğeri.

Yaşlı adama sorsalar, bu kalabalık çaycıya kafa dinlemek için geldiğini söyler. Genç adamsa kafa dağıtmak için. Genç olan, çayla sigara içer. Yaşlı olan, sigaranın yanında içer çayını. Genç adam, not defteriyle gezer, sürekli yazı yazar. Yaşlı adamsa sürekli kitabıyla gezer, onu okur. Genç adam "Nasılsın?" diye başlar cümlesine, yaşlı adam "İyi değilim" diye. Birbirlerine hiç benzemezler, nasıl olsa biri yaşlı biri genç öyle değil mi?

Sürekli gelirler bu çaycıya. Bazen birinin beklentisi çoktur, diğerinin yoktur. Bazen sadece bir tanesi gelir, ama mutlaka karşılaşırlar. Birbirlerini hiç merak etmezler. Değerse bile gözleri, hissizdir. Genç adam çok meraklı olmasına rağmen bir gün bile durup "Acaba yaşlanınca bu adam gibi mi olacağım?" diye düşünmemiştir. Yaşlı adam ise asla "Tsh zamane gençliği işte" diye küçümser bir gözle bakmamıştır. Bu sessiz anlaşmanın farkında değil gibidirler. Çaycının sessiz gardiyanları. Adeta iki farklı insan gibidirler. Bir saniye, zaten farklı kişi değiller miydi?

Bir gün çok ilginç bir olay olur. Kalabalıktan birisi "Herkese benden bir çay!" diye bağırır. Bunu neden yaptığını gerçekten kimse anlamaz. Belki herkesin hayatına iki saniyelik bir öpücük kondurmak istemiştir, çaylı çaylı ohh, miss. Belki de kpss'de puan yapabilmiş, ve milletvekili olan pilavlı amcasının, onu sular idaresinde güzel, sigortalı bir işe alacağının haberini almıştır. Belki teyzesinin kızı evlenecektir ve orada kendisine güzel bir kısmet bakacaktır. Belki Fransızcayı sökmüştür. Belki sevdiğinin sevgilisinden ayrıldığını duymuştur. Belki sosyal bir deney yapıyordur. Kimbilir belki de usb'yi tek seferde geçirdiği için çok sevinmiştir. Ama sevinmiştir işte ve bunu herkes hisseder. Zaten hikaye onun hikayesi değil, o yüzden kimse bilemez.

Herkes bu coşkulu insanla beraber, coşar. "Hehe keriz çayı" demez kimse. Gerçekten bir festival havası oluşur. İnsanlar konserde kadeh, çakmak, telefon kaldıranlar gibi çaylarını kaldırır. Bu muzaffer gününde, bu insanın yanında olabilmek için. "Bugün de sen mutlu ol bari" derler çaylarını kaldırırken. Herkesin yüzünde bir gülümseme vardır. Uzun ve yorucu bir savaştan dönmüş gibi hisseder insanlar.

Sadece yaşlı adam ve genç adam kalabalığa dahil olmaz. Onlar bu dayanışmayı nerede görmüştü en son? Gezide mi? Genciyle yaşlısıyla herkes oradaydı öyle değil mi? Önemli değil. Onlar bugünün barışma günü olduğunun farkındadır. Nihayet anlamlı, dolu bir şekilde birbirlerine bakarlar. Birbirlerinin varlığının farkında olduklarını, birbirlerine hissettirirler. Sadece onlar çaylarını birbirlerine doğru kaldırır. "Seni tanıyorum" der gözleriyle. Konuşacak o kadar çok şey var ki...

...

Genç adam yazdıklarından başını kaldırır, yaşlı adam ise okuduğundan. Ortada herkese çay ısmarlayan biri yoktur. Bir an bakışırlar, neredeyse birbirlerini merak edeceklerken önlerine koyulan çaylarla dikkatleri dağılır.

Geleceğim sana Zanzibar. Şakası yok