30 Eylül 2013 Pazartesi

Yazıdan bağımsız olmak isteyerek ayrı eve çıkmak isteyen başlık. Bakalım bu çabalarında başarılı olacak mı? Yoksa bunu zaman mı gösterecek? Özetle; şaşırtan, zıtlık gösteren bir şeyden başka nedir ki mizah? Kesinlikle bokunu çıkarmamaktır. Ama insan dediğin başlık kavramıyla da taşak geçebilmeli. Özür diliyorum bu yersiz hareketim için

Her günüm aynı olmaya başlayınca beynim stimülsüz kaldı. Tubitak'a orijinal stimül üretimi için başvurdum. Bakalım, yanıt bekliyorum. Biber gazından hemen sonra benimle ilgilenecekler. Bir de ÖSS, YGS, OKS ya da her neyse şu anki ismi, ona soruları hazırlamaları lazım bir ara. Vardı böyle bir geyik. Biri dalardı Tubitak'a "Deneyleri durdurun, bu sene sınav sorularını siz hazırlayacaksınız."

Bu arada yerli biber gazı üretimi beni biraz ürküttü. Baştan savma yapıp öldüreninden falan yapmasınlar bu gazın. Ya da artık "Biber gazını aslen Beşiktaş'da yiyeceksin. En güzel biberi orada atıyorlar. Buradakiler traş" noktasına mı geleceğiz? Bilmiyorum, zaman gösterecek.

Televizyonda "Fatih" isimli bir dizi gördüm. Yine Osmanlı. Ne büyük sektörmüş lan, yiye yiye bitiremediler ekmeğini. 600 sene oldu lan!?! Osmanlı ne olm? Osman ne ya? Bunlara bakıp bakıp "Ulan zamanında ne büyük memleketmişiz" diyerek şimdi yatış hakkı mı yaratıyoruz kendimize? Bence burada Osmanlı hanedanından gelenler İspanya'dan bir telefon açıp "Tamam, güzel günler geçirdik. Ortak geçmişimiz oldu, aklımda hep güzel kalacak bu ilişki. Ama hayatına devam etmelisin" diyerek bu kafayı bitirmekte önayak olmalı.
Gerçekten dönemin haritacılarını büyük zahmetten kurtarmışlar
Yalnız ne sikik renkler, gözüm kamaştı

Geçen yine eylemdeyiz, mesaj geldi polisten "Dağılın lan!"

Kendimi eğlendiremediğimi farkettim. Ne yapmam gerekiyor sevgili okuyucu bunun için? Depresyondayım, stres eniştem. Böyle espri yapınca eğlenmezsin tabii dediğini duyar gibiyim. Ama yorumlara duvar gibiyim. Bak yine

Küçükken çok eğlenirdim kötü espriden tiksinen insanlar görünce. Çünkü dünyanın en kaliteli esprisini yapıyorlarmışçasına aşağılıyorlardı kötü espriyi. Anında "ıyyy." Ama atlanılan detay o espriyi yapmak için kıvrak bir zeka gerekmesiydi. Kelimeler arası benzerlik kur ve hop "Aleksandır sik sallandır." Kötü espri deyince laf esprisi tabii ki. Çocukken yapılır elbet, espriye atılan ilk adım en nihayetinde ama yetişkin adama pek yakışmıyor. Aslında esprinin büyüsü, yapan kişinin çok eğlenmesiyle doğru orantılı. Keşke ben de bunu yapabilsem. Artık kıvrak zekamı takdir ettiğim espriler yapmıyorum. Ha 5-6 ay öncesine oranla daha çok güldürüyorum insanları (Street University, yo bitch), o ayrı. Bunlara çok kafa yormaktan dolayı olmuyor herhalde. Yormasam kendi kendimi eğlendirebilirdim. Ama dedik ya doğasında şaşırtıcılık, zıtlık var. E ben yaptığım espriye artık şaşırmıyorsam onun eğlenceli olduğuna kendimi nasıl ikna edebilirim? Üzerinde düşünmeyerek.

Çok hızlı tüketiyoruz, o yüzden tükeniyoruz. Hayatını tüketecek yeni ve farklı şeyler bulmaya adayan
(Bi susun amk)
arkadaşlarım var. Siz onları hipster diye biliyorsunuz.

Geçen yazıda sana söylemedim. "Bir kız hem tatlı hem seksi olabilir mi?" tartışmasında "Daha önce çok duydum bunu, başka konuya geçelim mi?" dediğimde "NE?!? Daha önce tartışıldı mı yani bu? Tamam o zaman hemen konuyu değiştiriyoruz" dedi kız. Başkasının yaptığı bir şeyi yapmamakta ısrar ediyordu. "Neden?" "Çünkü öyle." Bir başkasının başından geçti diye niye değersiz kılındı o muhabbet. Buradan sırf farklı olmak için farklı olanların yüzüne bir osuruk gönderiyorum.

Bu senin hayatın, sırf başkası yaşadı diye belli bir tecrübeden mahrum kalmamalısın.

Kozalanmak diye bir tabir varmış yeni öğrendim. Çok değil bundan 150 sene öncesine kadar insanlar müzik dinlemek için konsere gitmek zorundaydı. Veya kendisi çalmak. ("Ya bir ara gitar çalıyordum ama bıraktım" Marie Antoinette) Çok güzel bir şarkıyı bir hafta dinleyip eskitiyorsun ya, o zamanlar bir senfoniyi hayatında sadece 1-2 kere dinleyebiliyordu insanlar. 60 sene önce sinemaya gitmek zorundaydı. Bir şeyleri başka insanlarla birlikte takdir edebiliyordu sadece. Şimdiyse neredeyse tüm eğlence sektörünü bir tane mınakoyduğumun internet kablosuyla evine çekebiliyorsun. Yalnız başınasın zaten, takdir etsen n'olcak? Kim duyacak. Alkışlamak yerine retweet, like, share (İngilizcemiz gelişmiş tabii bu arada) gibi butonlar kullanıyorsun. He fena olmadı, ne öyle maymun gibi alkış falan. Bu yalnız kalma olayına kozalanmak diyorlar.

Ölmeden önce yapılacaklar listeme başladım galiba. "- Patlama izle ve - Patlamayı izleme, biraz cool ol. Görmediğin şey değil sonuçta" olası iki madde. Düşüneceğiz bakalım.